Bu mudur Yaşamak?

Yürüyorum 

anlamsızlığıma bir anlam arayarak, 

amaçsızlığıma bir amaç

ve

aşka susamış gönlüme bir aşk

bomboş sokaklarında Pierre Loti'nin...

Tepesinden halici seyrediyorum, kafam bomboş.

Ve iniş.

Ayaklarımın götürdüğü yere gidiyorum.

Üstad! Sana uğruyorlar

onlar ve gönlüm.

Bir muhabbet ortamı...

Konuşuyorum,

konuşuyorum.

Sen ise dinliyorsun sadece.

Ağzını açıp da bir kelam etmiyorsun...

Verdiğim aynı selamla selamlıyor ve ayrılıyorum yanından...

Biliyor musun Üstadım?

Benim mezarım da sana çok yakın.

Tam da hocamla senin kabrinin arasında.

Haliç manzaralı bir mezar...

Şimdilik boş.

Vakti zamanı geldiğinde,

yanına geldiğimde komşun olarak.

Hasbihal ederiz di mi üstad?

O zaman da sen konuşursun 

ben dinlerim....

Seni alıp Hocama da götürürüm.

Ben seni

Sevdiğimi sevdiğinden dolayı seven bir adamım işte....

Nasipsiz,

Günahkar....

Bir de kendinin şair olduğunu sanan bir adam.

Üstad! Senden sonra bir de hocama uğrayacağım...

Sen anlarsın benim halimden.

Anca adımız derviş olduğundan

utanarak selam verip , hemencecik kaçacağım.

1 fatiha, 3 ihlas...

"Ahh hocam! Utanmaz, arlanmaz dervişlerin var senin.

İşte ben de onlardan biriyim..."

diyeceğim.

Geçtiğim ara sokaklarından Eyüp Sultanımın 

martı ve güvercinler

nidalarıyla gökten yeryüzüne huu diyorlar.

Şadırvanın etrafında yaramaz çocuk misali ordan oraya koşturan yavru kediler,

mezarın taşını ortasından çatlatıp göğe yükselen asırlık çınarlar huu...

Bütün kainat O diyor....

O...

Ama benim asi dilim ve gönlüm

Sus

Pus.....

Tahir Mahî

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !